Yeryüzündeki Cennet Hawaii’de Work And Travel

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Sıradan bir Amerika tecrübesi yaşamak amacıyla Work and Travel programına başvurup, bir masala dönüşen bir hikayeyi; maviyle yeşilin birleştiği, okyanusun ortasında Hawaii eyaletinin Oahu adasında geçen 4 ayı anlatmak istiyorum.

Yeryüzündeki Cennet Hawaii’de Work And Travel

Yeryüzündeki Cennet Hawaii’de Work And Travel

Her şey Utah’ta 200 kişilik bir kasabada bir iş seçiminin akabinde Work and Travel vize görüşmesinin tarihini beklerken danışmanıma Hawaii’den bir iş teklifi gelmesiyle başladı. Bu kulağa hayatta bir kere gelecek ve kaçırılmaması gereken bir fırsat gibi gelse de iş seçimini yapıp DS belgemi aldığım için iş değişikliğini yapamadım. Ama kafaya koyduğum için danışmanımla konuştuktan sonra çok kritik bir karar almam gerekti. Danışmanım, çok istisnai bir durum olsa da programımın Self-Arrangement’a çevrilebileceğini ama bunun sonucu olarak Amerika’nın en pahalı 3 eyaletinden biri olan Hawaii’de işimi ve kalacağım yeri kendim bulmam gerekeceğini söyledi. Sonucunda gözümü karartıp uçak biletimi aldım ve bir hafta misafir olarak kalmak için Hawaii’den Türk biriyle irtibata geçip daha iş ve nihai kalacak yeri daha ayarlamadan iki aktarma ile Hawaii’nin başkenti Honolulu’ya vardım.

Daha varır varmaz çiçekli gömlekli havalimanı çalışanları, ukela çalan yerliler ve sizi çiçek halkasıyla (Lei) karşılayan görevliler sayesinde Aloha felsefesini ve Polonezya kültürünü sonuna kadar hissediyorsunuz. Misafir olarak kalıp dinlendiğim ilk gecenin ardından 2-3 gün boyunca saatlerce yürüyerek bir çok yere iş başvurusu yapıp form doldurdum. Bir hafta boyunca hiçbir geri dönüş olmadı ve daha fazla yük olmak istemediğim için haftalık kira ödemeyi teklif ettim ve sağ olsunlar kabul ettiler. İki haftaya yaklaşırken tam ümitlerim yavaş yavaş tükenirken, gelmeden önce Türkiye’deyken mesaj attığım bir Yunan Restoranı geri dönüş yaptı ve iş görüşmesine çağırdı. Görüşme çok olumlu geçti ve ertesi gün çalışmaya başladım.

İşte o zamandan sonra talihim dönmeye başladı. İşverenim ve çalışma arkadaşlarım çok iyi, kibar ve anlayışlı insanlardı. Gerçi genel olarak başka eyaletlerden gelenler Hawaiililerin Amerikan’nın kalanına göre daha kibar olduklarını söylüyorlardı ve sonuna kadar doğruydu. Yeşil ve mavi ada hayatı herkese sonuna kadar işlemiş, insanlar çok rahat, sakin ve kibarlar. Çalışmaya başladıktan sonra WAT’ın çalışmasını da, gezmesini de birlikte yapmaya başladım. Kaldığım evde kiracı olan Hawaiili arkadaşlar ile çok iyi bir arkadaşlık kurmuştuk ve sürekli beraber geziyorduk, beraber eğleniyorduk, parti ve hikinglere beraber gidiyorduk. 2 ay başkentte yaşadıktan sonra ev arkadaşlarım ile adanın kuzeyindeki bir şehir olan Kaneohe’ye arkadaşımın babaannesinin evine taşındık ve kira ödemek yerine günde bir saat ev işlerine yardım ediyorduk aynı zamanda daha önce bisikletle gidip geldiğim işe otobüs ile gidip gelmeye başladım.

Hawaii, kesinlikle yeryüzündeki cennet tabirini sonuna kadar hak eden bir yer. O’ahu adasın yeşil dağlarına tırmanıp, mavi ve dalgalı denizinde yüzüp, yüksek kayalarından atlayıp, cam gibi koylarında şnorkeling yapıp, 12.000 Feet’den uçaktan kendini boşluğa bırakıp, birçok şeyi ilk kez yapıp deneyip, çok güzel arkadaşlıklar kazanıp, adanın bir ucundan diğer ucuna altını üstüne geçirip yerli bir Hawaiili gibi yaşayarak hayatımın en güzel 4 ayını geçirdim.

Facia olamaya ramak kalmasına rağmen iyi ki bu riski almışım diyorum. WAT ile Amerika’ya gitmek isteyen herkese aynı güzellikte 3-4 ay geçirmesini diliyorum. ALOHA 🙂

Bilal Gökce

Share.

About Author

Leave A Reply

Spam Denetimi *